Tasarım ?

Di'li Geçmiş Zaman

Sadece karşı düşünce geliştirmek için bile olsa beyindi bu işte ...
Bir noktadan sonra işine müdahale edemezsindi. Sürekli, ortaya atılmış olan fikrin
karşısında durup onu çürütmek için çalışmalıydı. Fikir, doğru da olsa keyifli olanı
buydu; Karşı çıkmak, karşısında durmak. Yoksa dünya üzerinde bu kadar
gerekli / gereksiz içerik nereden çıkacaktı. Evet. Beynim; sıkı bir taraftar gibiydi !
Bir taraftar olarak, fikrin neresindeyse onu desteklemek için elinden geleni yapmalıydı.

Bu Yazı Nasıl Doğdu ?

Herşey, CHIP' in Ümit ÖNCEL ile özel röportajında, tasarım mı, yoksa
içerik mi daha önemlidir? sorusuna karşılık, Sn. Öncel' in verdiği yanıtla
başladı :) Çünkü ortada doğru bir fikir vardı ve sıkı bir ben taraftarı olan beynim
bu fikrin karşısında durmalıydı:
"Hayır. Tasarım, içerikten daha önemlidir."

Dur ! Yapma ! Herşeye itiraz etme ! demeye kalmadan...Baktım çok istekli :)
Engel olamadım. Anladım ki bizim içeriğimiz bu olacak...

Sözlükteki Tasarım

"Tasarım" dediğimiz şey etrafımızı o kadar sardı ki onun bana çağrıştırdıklarını
ifade edebilmem için sözlükteki karşılığı yeterli olmayacak. Aslında sözlükteki
karşılığına da hiç bakmamıştım açıkçası, 1 dk hemen bakıyorum;
Hımm, evet tasarımın 1. anlamı şöyleymiş: Zihinde canlandırılan biçim. Harika !
Sözlükte daha dar bir ifade olacağını düşünmüştüm.

Şöyle bir durup düşünüyorum;
"Zihinde canlandırılan biçim"..."Zihinde canlandırılan biçim"..."Zihinde"...evet anlıyorum.

Ve soruyorum,
Bireysel yaşamımızda, iş yaşamımızda, ailemizde, sosyal yaşamımızda, yerkürede,
hatta uzayda ki faaliyetlerimizde,

"zihnimizde canlandırmadan biçimlenen neler var ?

Sanırım nefes almak, kalp atışlarımız vb...Refleks halinde yaptıklarımızı zihnimizde
canlandırmıyoruz. (uzun uzun düşünüp üç-beş madde daha bulanlar sevinebilirler
tabii).

Neyse, "tasarım" ın sözlük anlamını burada bitirmeliyim.

Bizi Saran Tasarım

Şimdi de sözlükten kafamızı kaldırıp etrafımızı bu kadar saran "tasarım" ı inceleyelim.
Aslında bir kaç örnek vermem yeterli olacak, geri kalan her şeyi aynı cümle içinde
kullanarak sorgulayabiliriz. Ben büyük parçadan küçük parçaya doğru "keyifli bir tasarımın"
kitleleri nasıl peşinden sürüklediğini anlatmaya çalışacağım.

  1. Doğanın bize sunduğu her parça kendi içinde birer tasarımken, bazı mekanların veya kıyıların dünyanın her tarafından insanları çektiğini biliyoruz.
  2. Bilim ve teknolojinin üstün zekalı, çalışkan ve cesur mucitleri eminim zihinlerinde canlandırmadan hiç bir icadı ortaya koyamazlardı. Hepsi de kendi dönemlerinin hayalperestleriydi :) Ve insanoğlunun hayal edipte ulaşamadığı herhangi bir teknoloji olmadı...varsa da henüz hayal edilmedi. Neyse, devam edelim.
  3. Tarih, edebiyat, sanat...Tarihe ister kitaplardan ister kulaktan dolma bilgilerinizle bakın, sultanlara, krallara, tarihe yön veren kararlara, savaşlara komutanların gözüyle bakın, zafer getiren savaş onlar için bir "tasarım harikası" ydı. Edebiyat ve sanat için yorum bile yapmıyorum ki onların oyuncakları zaten tasarımın kendisiydi.Ve tabii ki evrenseldi ve kendi yarattıkları her akım ruhları esir alan cinstendi.
  4. Tamam. Sanırım son ve en önemli maddeye geldim zira her şey onların başının altından pardon içinden çıkıyordu. İnsan! .......çok karmaşık, .........kendime bir kahve almalıyım.

Karmaşık derken aklımdakiler karmaşıktı. Yoksa "insan" yaradılış olarak tam bir tasarım
mucizesiydi ! Ama konu bu değil. Şöyle ki bu tasarım mucizesi diye tanımladığım
varlıklardan o kadar çok var ki yerküre de milyarlarca!...

Hem mucizevi olup hem de bu kadar sıradan olmak bu yaratıkların yegane sorunu oldu
tarih boyu... İstisnalar haricinde hemen hepsi aynı zekaya, aynı işlevsel organlara,
aynı oksijene, aynı yerçekimine, aynı beş duyuya, aynı temel ihtiyaçlara sahiptiler.

Peki sonra ne oldu ?

Olan şuydu;
"Mucizeyim ama sıradanım, hayır kabul etmiyorum; bir fark yaratmalıyım" diye düşünenler oldu. Bu şekilde düşünenler "zihinlerinde canlandırdıkları kendilerini, biçimlendirmeye başladılar. Biçimlendirme en hızlı fizikleri üzerinde oluştu. Saçları, kaşları, tırnakları,
göğüsleri, bacakları, sakalları, takıları, kıyafetleri, arabaları,evleri,
mobilyaları...vs

Sonra bu hızlı fiziksel biçimlenme aynı hızla tüm bireylere ulaştı. Sonuç; yine herkes aynı tasarımlara sahip, mucizevi ve sıradan oldular...

Birşeyler yapmalıydı...Bir fark yaratmalıydı...

Sınava giren herkes 300 soruyu zaten çözüyorsa, O, 301 soru çözmeliydi.

Cümle İçinde Tasarım

Motor gücü ve performansı aynı olan 25 marka otomobil üretiliyorsa,
herkesi büyüleyen tasarımı ile O'nun otomobili satın alınmalıydı.

Her evde üstüne oturulabilen, üstelik rahat koltuk takımları vardı ama O'nun
ürettiği takımların tasarımı inanılmazdı.

Her yönetici bir şekilde çalışanlarına hitap ediyordu ama O, tasarladığı
konuşmalarıyla ekibini zirveye taşımalıydı.

Bir sürü mor kumaş üretiliyordu ama O'nun tasarladığı elbise de mor
bu kadar mı güzel durabilmeliydi.

Ortalama zekaya sahip herkes bir web sitesi hazırlayabiliyordu, içerik ise zebildi.
Önemli bilgiler barındıran 300 adet web sitesi 300 kişi tarafından hazırlandı.
Hepsi önemliydi, hepsi doğru kodlamayla internet ortamına atılabilmişti.
Ama O,
ziyaretçiyi mutlaka etkilemeliydi, bir fark yaratmalıydı,

O'nun web sitesinin keyifli bir tasarımı olmalıydı...

Gelecekte Tasarım

İnsanlar bugün olduğu gibi gelecekte de herşeyi tasarlıyor ve en iyi
tasarımlara sahip olmak için yaşıyor olacaklar...

Gelecekte de olmak istedikleri kendilerini tasarlıyor olacaklar;
şöyle yaşayan, şöyle konuşan, şöyle öğrenen, şöyle düşünen,
şöyle okuyan, şöyle dinleyen, şöyle giyinen, biri olmayı tasarlıyor olacaklar...

Önce tasarlayacaklar...

Fark yaratanlar, tasarladıklarını yaşamına herkesten önce dökebilenler olacak.
Gerçekten fark yaratanlar ise :)

Tasarladıklarını yaşamına ilk dökebilenler arasından
"en iyi tasarıma" sahip olanlar olacak...

Bize Ulaşın

Aşağıdaki formu doldurduğunuzda ekibimiz en kısa sürede sizi arayacaktır. Dilerseniz Türkiye'nin her yerinden 444 40 12 nolu telefondan bize ulaşabilirsiniz.